31 Temmuz 2015 Cuma

Amerika Günlüklerim Bölüm 3/4 - San Diego - Las Vegas

8. GÜN - Hermosa Beach - San Diego


Planımız sabah otelimizden çıkış yapıp doğruca Los Angeles'ın güneybatısındaki sahil şeridini gezmek ve plajlarda biraz vakit geçirmekti. Burada Manhattan Beach, Hermosa Beach ve Long Beach'i gezmeyi planlıyorduk. Yalnız geldiğimizden beri aralıklarla ortaya çıkan kötü hava bugün de peşimizi bırakmamıştı. Bulutlu ve oldukça serin bir hava vardı. Bu sebeple plajın tadını çıkarma planlarımızın biraz suya düştüğünü anladık ve planı buna göre adapte ettik.

İlk hedefimiz olan Manhattan Beach'e vardık yine uzunca bir yolculuk sonucunda. Burada çok fazla durmadan hemen ilerisindeki Hermosa Beach'e devam ettik ve arabayı park ettik. Sahilde bir yürüyüş yapıp iskeleye çıktık. Hava serin olmasına rağmen plajda bir hayli insan vardı. Denize giren sayısı da az değildi. Bizim için ise denize girmek için fazlasıyla soğuktu. Plaj şeridi geyet geniş. Plaj voleybolu için fileler mevcut ve okyanusta da bazı sörf meraklıları göze çarpıyor.







Burada birşeyler içip yolumuza devam ettik. Aslında planımız dahilinde bulunan Redondo ve Long Beach'te durmadık. Sadece içinden geçtik. Hava çok iyi olmadığından plajın tadını çıkaramayız diye düşündük. Bunun yerine kazandığımız vakti biraz alışverişe, biraz da San Diego'ya harcadık. İyi de yaptığımızı düşünüyorum.

Yolda bir iki tane vista point'te durduk ve fotograflar çektik. Los Angeles-San Diego arası yaklaşık 2 saat sürüyor. Çok uzun bir mesafe değil. San Diego yakınlarındaki Carlsbad Premium Outlet'te durmayı da ihmal etmedik. Burası daha küçük ve kompakt bir outlet. Yürüyerek çok rahat gezilebiliyor ve aradığımız markaların birçoğu da vardı. Kalan alışverişlerimizi de burada yaptık ve bazı mağazalarda da uygun fiyatlar bulduk. Buradaki alışveriş deneyimimizden daha memnun kaldığımızı belirteyim.




Buradan sonra San Diego'ya az kalmıştı ve karnımız acıkmıştı. Şehre girerken anayoldan çok da uzakta olmayan Lolita's Taco Shop'u şiddetle tavsiye ederim yolunuz düşerse. Müthiş lezzetli tacolar ve San Diego'ya özgü carne asada fries kaçırılmaz.

Yemeğimizi de yedikten sonra şehir merkezine vardık. Önce arabamızı park ettik ve şehri yürüyerek dolaşmaya başladık. San Diego'nun çok sıcak bir ortamı var. Barlar ve eğlence mahallesi olan Gaslamp Quarter çok canlı ve sıcakkanlı. Buradaki bar ve restoranların insanı davet eden bir havası var. Sokaklarda gezmek bile çok keyifli. Mekanların hepsi otantik ve güzel ışıklandırmalı. Caddede oldukça fazla sayıda eğlenmeye çıkmış insan var. Ayrıca renkli ışıklarla süslenmiş, müzik yayını yapan ve her yaştan erkek/kadın tarafından sürülen pedicabler ana caddede bir aşağı bir yukarı gidip geliyor sürekli. Burada bir hayli vakit geçirdik ve çok keyif aldık. Güzel bir barda oturup fıçı biralarımızı yudumladıktan sonra motelimize vardık.  


















9. GÜN - San Diego - Coronado - Mojave Desert - Las Vegas


Sabah uyandıktan sonra ilk iş olarak kahvaltı için daha önceden ismin duyduğum Hash House a Go Go denilen popüler kahvaltı-brunch mekanına gittik. Fakat pazar sabahı olmasına rağmen mekanın önünde uzun bir kuyruk vardı. Düşen kan şekerimiz ve yoğun planımız burada beklememize izin vermedi. Onun yerine yine Balboa parkının yakınındaki Extraordinary Deserts adlı tatlıcıya gittik. Tatlıların hepsi ev yapımı ve çok yaratıcı şekilde tasarlanmış. Burayı da çok beğendik. Yüksek kalorili kahvaltımızı yaptıktan sonra Amerika'nın en büyük hayvanat bahçesini içinde barındıran Balboa Park'ta kısa bir gezi yapıp doğruca Coronado adasına devam ettik.




Coronado adası San Diego'nun birkaç mil açığında bulunan, yarısına yakını askeri üs olan bir ada. Buraya geçiş uzun ve ilginç bir köprü ile yapılıyor. Ada biraz izole ama kalabalık ve yüksek gelirli insanların yaşadığı bir yer. Güzel plajları ve şirin bir merkez caddesi var. Caddenin sonundaki Coronado otel görülmeye değer. Biz gittiğimizde pazar günü olmasının da etkisiyle bir hayli kalabalık ve canlıydı.



Buradan ayrıldıktan sonra bir sonraki durağımız Las Vegas olacaktı. Yaklaşık 550km ve çoğunluğu çöl olan yolda çok fazla durak yoktu. Bu sebeple market alışverişimizi yapıp çok da geç olmadan yola koyulduk. Yolun ilk iki saati Los Angeles - San Diego yoluna oldukça benziyordu. Zaten uzunca bir süre kuzey yönüne doğru paralel çıkıyorduk. Yaklaşık iki saat sonra yönümüz kuzeydoğu olmaya ve etrafımızdaki bitki örtüsü değişmeye başladı. Fazlasıyla bodur çalılar, bronz renkli toprak, değişik yapılı kaktüsler ve keskin yamaçlı tepeler bize Hollywood filmlerinden aşina olduğumuz çöl sahnelerini hatırlattı. Bir yandan hem sıcaklık hem de rakım yükseliyordu. Sıcaklık 110F (43C derece) seviyelerine çıkmıştı. Artık her tarafa doğru göz alabildiğine çölün içindeydik. Gerçekten çok etkileyici bir manzaraydı. 



 



Bizim gittiğimiz yönde çok fazla trafik yoktu fakat Las Vegas'tan California'ya dönüş yönünde muazzam bir kalabalık vardı. Haftasonunu Las Vegas'ta geçiren Californialılar geri dönüyordu. Ayrıca yol üstünde yer alan ve tüm araçların durdurulduğu bir checkpoint yüzünden 10 milden fazla kuyruk olmuştu. Pazar günü ters yönde gittiğimiz için şanslıydık. Bir yandan da yükselmeye devam ediyorduk. Las Vegas'a yaklaştığımızda 4000 feet (1200m) yüksekliğe gelmiştik. Yol üstünde Death Valley gibi gezilecek yerler vardı fakat buraya zaman ayıramadık maalesef. Ayrıca Las Vegas yakınlarındaki bir güneş enerjisi santrali dikkatimi çekti. Müthiş büyük aynalar ile muazzam bir güneş ışını toplayan bu yapı gerçekten etkileyiciydi.







Las Vegas'a vardığımızda akşam olmuştu artık. Yüzlerce kilometre çölün içinde yol aldıktan sonra birdenbire karşınıza çıkan bu dev eğlence parkı görünümlü şehir dümdüz bir platoya kurulmuş. Trump Hotele varıp komforlu odamızda biraz dinlendikten sonra gezmek için dışarı çıktık. Hava 42 derece civarında idi. Biraz da çöl rüzgarının etkisiyle sürekli suratınıza üflenen sıcaklık ayarı en yüksekte bir saç kurutma makinası düşünün. Tam olarak havayı böyle tanımlayabilirim. Fakat nem olmadığından fazla terletmeyen bir hava var. Bunaltıcı ama insanı nem yüzünden canından bezdirmiyor en azından.

İlk olarak Caesar's Palace'a gittik. Casino kısmı dışındaki bölgelerde dehlizler şeklinde ünlü mağazalar sıralanmış. Bu koridorları ve küçük meydanları da Roma gibi tasarlamışlar. İlk girdiğimiz meydanda Aşk Çeşmesi'nin biraz daha küçük bir kopyası vardı mesela. Her yerde Roma heykelleri ve mimarisini andıran süslemeler mevcut. Tavanda ise günün hangi saati olduğundan bağımsız mavi bir gökyüzü yansıtılmış. Zaten otellerin ve casinoların içine adımınızın attıktan itibaren etrafta saati belirtecek herhangi bir gösterge, pencere ya da başka bir ibare bulmak imkansız. Ayrıca her otelin içinde bir food court ve bunlardan ayrı olarak Nobu gibi çok ünlü restoranlar da mevcut.





Karnımız artık iyice acıkmış olduğundan burada Gordon Ramsay Pub&Grill'de oldukça lezzetli burgerlerimizi yedik. Karnımızı doyurduktan sonra dışarı çıkmaya karar verdik. Sıcaktan dolayı dışarda uzun süre kalmak pek mümkün olmasa da Strip boyunca yürüdük. Strip bölgesi hepimizin Las Vegas olarak filmlerden aşina olduğumuz bölge. En ünlü ve büyük otel/casinolar burada. Bellagio, Flamingo, MGM, Caesar's, Treasure Island, Mirage, Bally's vs... 



Strip'teki görüntü gerçekten sürreal. Her tarafta çok büyük ekranlar ve ışıklar dolu. Dünyanın her yerinden landmarklar stripte tekrar canlandırılmış. Eyfel kulesi, New York'un ünlü gökdelenleri, Roma, Venedik ve daha birçoğu. Manzarayı anlatması gerçekten güç. Bu kadar yapay, sürreal ve etkileyici bir ortam görmemiştim diyebilirim. 







Stripte yürürken sırasıyla Bellagio'nun yarım saatte bir gerçekleşen havuz gösterisini izledik, Planet Hollywood casinosuna ve MGM'e girdikten sonra yorgunluğumuzun iyice bastırmasıyla beraber geceyi sonlandırmaya karar verdik. Otelimize döndüğümüzde bayağı geç olmuştu ve güzel bir uyku çekmeye hazırdık.




10. GÜN - Las Vegas - Downtown


Sabah uyanıp kahvaltımızı ettikten sonra yürüyerek yola koyulduk. Öğlen sıcağının da yavaş yavaş bastırmasıyla dışarıda uzun zaman geçirmek oldukça zorlaşmıştı. Bu yüzden alışveriş merkezlerinin içinden ve tüneller vasıtası ile birbirine bağlı casinolardan geçerek yolumuza devam etmeye çalışıyorduk. Bugün ilk gezdiğimiz casino Venetian oldu. Dış kısmında Venedik'teki San Marco meydanı ve çan kulesinin kopyası bulunuyor. İçerisi ise labirent gibi kanallar ile dolu. Bu kanalların üzerindeki köprülerden geçerek alışveriş yapabiliyorsunuz. Yine en ünlü markaların burada şubeleri var. Kanallardan ise bir yandan içi turist dolu gondollar geçiyor. Gondolcu bir yandan arya bağırıyor. Tavanda ise yine gökyüzünün bir kopyası. Dediğim gibi burada herşey sürreal...

 












Casino'da biraz zaman geçirdikten sonra birşeyler atıştırdık. Strip'te biraz daha dolaştıktan sonra sıcağın da etkisiyle iyice yorulduk ve otele dönmeye karar verdik. Bu sıcakta dışarıda durmak çok zordu. Ayrıca casinoların içinde durunca da klimaların soğuğundan dolayı bir süre sonra rahatsız oluyorsunuz. Otele dönüp biraz rahatlamak üzere havuza indik. Dinlendikten sonra odamızda duşumuzu aldık ve akşam yemeği için Wynn'e doğru yola çıktık.

Wynn buradaki otel/casinolar arasında bizim kaldığımız Trump ile beraber en yenisi ve belki de en güzeli. Yanındaki aynı gruba ait Ensure ile beraber Strip'teki en fazla kapasiteli otel. İçerisi tüm diğer oteller gibi lüks ve şatafatlı ama burada Venetian ya da Caesar's gibi bir konsept yok. Lobi ve yemek bölgesinde çiçekli ve çok renkli süsler göze çarpıyor. Otellerin hemen hepsinin açık büfe yemeği var. Biz de araştırmalarımız sonucu en iyilerden biri olduğunu duyduğumuz Wynn'i tercih ettik. Yemeğin miktarı ve kalitesi konusunda çok fazla konuşmayacağım. Gerçekten her açıdan çok tatmin edici. Çeşit çok fazla ve çoğu normal açık büfe kalitesinin çok üstünde. Casino kısmı da çok güzel. Tüm gördüklerimiz arasında MGM ile beraber en iyi casino bölümüne sahip otel diyebilirim.






Wynn'den çıktıktan sonra otele geri dönüp arabamızı aldık ve Las Vegas Downtown'a gittik. Burası daha eski filmlerden aşina olduğumuz daha az görkemli casinoların bulunduğu bölge. Strip'ten 5-6km uzaklıkta. Genelde casinolar buradaki Fremont caddesi etrafında toplanmış. Sokak insan kaynıyor. Her türlü değişik tipe burada rastlamak mümkün. Ayrıca bu sokağın üstü tamamen yaklaşık 500m boyunca kapalı ve çatıya boydan boya bir projeksiyon gösterisi yansıtılıyor. Saat başlarında ise tüm casinolar ışıklarını söndürüyor ve asıl projeksiyon gösterisi müzik eşliğinde başlıyor. Sırf bunu izlemek için bile mutlaka gidilmeli.









Ayrıca bu bölgedeki casinoların (Golden Nugget, Binion, Fremont vs.) minimum bahis oranları stripe göre çok daha az. Yani bizim gibi küçük ve asıl amacı para kazanmak değil eğlenme olan oyuncular için biçilmiş kaftan. Buradaki rulet, craps ve blackjack masalarının minimumları oldukça uygun. Biz de burada uzun sure bir craps masasında kaldık ve bayağı eğlendik. Sonuç olarak da gecenin sonunda kazanmadan ya da kaybetmeden masadan kalktık. Çok ilginç karakterlerle aynı masada olduğumu da belirteyim burada. Zaten casinolarda sadece farklı masalardaki ilginç karakterleri inceleyerek bile çok eğlenebilirsiniz.






11. GÜN - Las Vegas


Önceki gece otele geç döndüğümüz için biraz geç kalktık. Kahve eşliğinde odamızın güzel manzarasının keyfini çıkardıktan sonra, otelimizin karşısındaki AVM'de kahvaltımızı ettik. Burada biraz alışveriş yaptıktan sonra tekrar stripte gezmek üzere Caesar's tarafına doğru gittik. Mirage ve Bellagio'nun içini gezdik. Birinin lobisinin arkasında dev bir akvaryum var, diğerinin içinde ise bir botanik bahçesi. Yine hiçbir masraftan kaçınılmamış.






Yine uzunca bir yürüyüş yaptıktan sonra bugünü daha dinlenme odaklı geçirmeye karar verdik. Ogleden sonrayı otelimizin havuz kenarında geçirdik. Akşam yemeği için dışarı çıktık ve eşimin de benim de hoşumuza giden meksika yemekleri zinciri Chipotle'de yemeğimizi yedik. Genel olarak bizim ağız tadımıza uygun burrito ve tacolar var. Biraz kalorili ama tavsiye ederim. İçeriğini kendiniz belirlediğiniz için daha hafif tabaklar yapmak da mümkün. Biz bayağı beğendik.







Akşam için Jubilee adlı revü gösterisine bilet almıştım. Gösteri Ballys'deydi. Bunun öncesinde biraz stripte yürüdük, Bellagio'nun havuz gösterisini izledik ve Ballys'i gezdik. Gösteriyi bayağı beğendik. Biz zamanlamayı tam uyduramadığımızdan dolayı Cirque du Soleil gösterilerine gidemedik. Bunları da çok fazla tavsiye eden var. Bunu eklemek istedim. Las Vegas'a gelirseniz bu gösterilerden en az birine gitmek gerek diye düşünüyorum.








12. GÜN - Las Vegas - Los Angeles


Las Vegas maceramızın sonuna gelmiştik. Şimdi New York'a uçmak üzere tekrar Los Angeles'a dönmemiz gerekiyordu. Bileti bu şekilde aldık çünkü eğer arabayı bir eyaletten alıp diğerine bırakmak istiyorsanız kira bedelleri 3 katına kadar çıkabiliyor. Bu yüzden California'ya geri dönmemiz gerekiyordu. Bu da aklınızda bulunsun.

Gündüz bavullarımızı toplayıp şehir içinde biraz daha gezdikten ve meşhur 'Welcome to Fabulous Las Vegas' tabelasını gördükten sonra öğlen saatlerinde yola koyulduk.




Yol sorunsuz geçti diyebilirim. Sıcak olması dışında başka bir rahatsızlığımız da yoktu. Biz gelirken gördüğümüz trafiğin çeyreğine bile maruz kalmadık. Dur-kalk yapmadan mola vererek rahatça Los Angeles'a vardık. Yoldaki checkpointte hemen hemen hiç beklemedik. 




Los Angeles'a yaklaşırken yine artan trafiğe ve dikkatsiz sürücülere maruz kaldık. Biraz da yoğun akşamüstü saatlerinde geldiğimiz için trafik yoğundu. Vardığımızda ilk iş olarak havaalanına çok uzak olmayan bir Chick-fil-a bulduk. Yemeğimizi yedikten sonra artık havaalanında arabamızı teslim etmenin zamanı gelmişti. Benzini doldurduktan sonra bize yaklaşık 2400km boyunca yoldaş olan ve çok işimize yarayan Cherokee'ye veda ettik. İçimde bir burukluk olmadı diyemem. Gerçekten konforlu bir yolculuk yaşadık sayesinde.




Havaalanına vardık ve New York yolculuğumuz artık resmen başlamış oldu. Hızlı check in için bavullar dışarıda tartılıyor ve teslim alınıyor. Sonrasında TSA'in meşhur güvenlik kontrolüne giriyorsunuz. Ayakkabı çıkartmak zorunlu ve herkes silindir şeklindeki bir dedektöre giriyor. Kollarınızı yukarı kaldırıp taranıyorsunuz. Bunun sonrasında da gerek görülürse kişisel güvenlik kontrolü de yapılıyor. Kontrol sonrası eşimin eline bir madde sürüp patlayıcı, uyuşturucu vb izi olup olmadığını kontrol ettiler mesela. Güvenlik kontrolünü geçtikten sonra uzunca bir süre uçağı bekledik. Gece 11:30 uçuşuyla New York JFK havaalanına uçacaktık. Geceyi uçakta geçireceğimiz için uyumak çok önemliydi. Fakat bunu pek başaramadık. Yaklaşık 5 saat uçuş boyunca sürekli türbülansa girdik ve durmadan sallandık. Hava çok kötüydü ve dolayısıyla uçuş koşulları çok rahatsızdı. Sonuç olarak California saatiyle 04:30, New York saatiyle 07:30'da JFK havaalanına indik.



San Diego Notları

  • San Diego plajları çok güzel. Hava güzelse zaman ayırmak güzel olabilir
  • Küçük gibi gözüken büyük bir şehir. Büyük bir ege kasabası havası var
  • Carne asada fries yemeden dönmeyin
  • Tüm barlarda tipinize bakılmaksızın yaş kontrolü amaçlı kimlik soruluyor. Kimliksiz dolaşmamakta fayda var.
  • Günü birlik olarak Tijuana'ya vizesiz geçilebiliyor. Arabanızı sınırda park edip yürüyerek de geçebiliyormuşsunuz.
  • Çöl yolunda çok uzun mesafeler boyunca hiçbir şey olmayabiliyor. Suyunuzu ve yakıtınızı buna göre ayarlayın. Mola verilecek yerleri kaçırmayın
  • Eğer gün içinde yolculuk ediyorsanız güneş kreminizi mutlaka kullanın. Saatler boyu sadece tek kolunuza tepeden gelen güneş kötü sonuçlara yol açabilir.

Las Vegas Notları

  • Vegas'ta Amerikalı olanlar da dahil herkes turist. Bu kadar yüksek turist/yerli oranı olan bir yer daha yoktur sanırım. Bu yüzden herşey turistik. Fiyatlar, görülecek yerler, eğlence vs. Bu her zaman aklınızda olsun
  • Heryerde tip usulü çalışılıyor. Amerika'nın genelinde böyle ama Vegas'ta daha da fazla. Casinoda içkinizi getiren garsondan, arabanızı getiren valeye kadar.. Bu sebepten cepte sürekli 1 dolarlarla gezmeniz faydalı olacaktır. 
  • Casinolarda masa başında ya da slotlarda içkiler ücretsiz. Mesela casinoda bir masada uzun süre kalacaksanız size içki getiren bayanın bahşişini eksik etmeyin derim. Faydasını görürsünüz. Ayrıca bir masada kazanırsanız kurpiyere %5-10 bahşiş vermeyi unutmayın.
  • Daha önce de dediğim gibi casinolarda hiç pencere yok. İçerisi genelde hep aynı loş ışıkla aydınlatılmış. Saatin kaç olduğunu anlamak mümkün değil. Ayrıca içerisi labirent gibi. Bir yeri bulmak çok ama çok zor. Mutlaka slot makinalarının arasından geçiyorsunuz. Tüm casinolarda kapalı yerlerde sigara içiliyor. Biraz rahatsız etse de içerisi çok iyi havalandırılıyor genelde. Fakat klimalar bir süre sonra rahatsız edebilir
  • Dediğim gibi strip bölgesindeki masaların minimumları 10 dolar civarında. 5 dolardan aşağı bulmak mümkün değil. Yani eğlence amaçlı oynuyorsanız stripte çok fazla masaya oturmamak gerek. Downtown'da minimumu 3 dolar masalar bulmak mümkün.
  • Slot makinalarının minimumu 25-50 cent civarı. 1 cent bile olan makinalar var ama tahmin edersiniz ki kazanmak pek mümkün değil. Her alan kaplayan oyundan para kazanmak zorunda casinolar. En çok kazandıranlara en fazla metrekareyi veriyorlar doğal olarak. Her casinonun yarısından fazlası slot makinalarına ayrılmış durumda. Ayrıca bir oyunda ne kadar fazla ve hızlı tur oynarsanız kasanın kazanması o kadar kolaylaşıyor. Bu sebeple slot makinalarında para kazanmayı beklemeyin.
  • Las Vegas'taki casinolar cirolarının yarısından fazlasını (%52) slot makinalarından yapıyor. İkinci sırada blackjack (%13) ve baccarat var. Son sıralarda craps ve poker.
  • En zevkli oyun craps. Zaten en fazla gürültünün çıktığı masalar genelde craps masaları. Kuralları çok kolay değil. Biraz çalışıp gitmenizde fayda var. Düşük minimumlu bir masada para kaybetmeden saatlerce çok eğlenebilirsiniz.
  • En güzel casinolar Wynn, MGM ve Bellagio'da.
  • Bizim kaldığımız Trump otel casinosuz bir oteldi. Kumar odaklı olmadığımız için şahsen böyle bir otelde kalmak bizim için daha rahat oldu. Odamıza yüzlerce insanın bulunduğu kumarhane içinden geçip çıkmak fikri çok hoşumuza gitmedi.
  • Açık büfeler oldukça meşhur. Bir tanesini denemenizde fayda var. En iyileri Wynn, TI, Bellagio, Rio.
  • Eğer strip manzaralı yüksek kattaki bir odada kalmıyorsanız bir akşam High Roller adlı dönmedolaba ya da stripin kuzeyindeki Stratosphere'e çıkmanızda fayda olabilir.
  • Sürekli Las Vegas Strip'ten bahsettik. Fakat aslında bu bölge Las Vegas değil, Paradise olarak adlandırılıyor. Paradise da bir şehir değil 'unincorporated territory'. Las Vegas yasalarında ve vergilerinde bir miktar daha esneklik isteyen casino sahipleri casinoları tam Vegas sınırı dışındaki Paradise denen bölgeye kurmak isterler. Burası da Las Vegas yetkisi dışında ve Clark County yetkisi içindedir. Bu yolla istediklerini alırlar ve tüm casinolar burada açılmaya başlanır. Yani şu anda turistler tarafından Las Vegas olarak bilinen bölge aslında Las Vegas değil. Tabii ki zamanla Las Vegas büyüdükçe bu sınırlar fiili olarak ortadan kalkmış. Detaylı bilgiyi bu videoda bulabilirsiniz



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder